Bir saniye lütfen; düzeltmeyin, sadece dinleyin! 

baby-933097_1280

Henüz çiçeği burnunda bir öğretmen adayı iken staja gittiğim okullardan birinde bir aktivite yaptırmam gerekiyordu. Çocuklarla dolu bir sınıfta neyi nasıl yapacağımı tam kestiremediğim o dönemde uygulaması kolay ve mantığı basit olan aktiviteler seçiyordum. O gün seçtiğim aktivitede -çok da yaratıcı olmayan bir şekilde- çocuklardan hayvanları havada karada ve denizde yaşayan hayvanlar olarak gruplamasını istemiştim. Çocuklar çalışmalarını tamamlarken, ben de masaların arasında dolaşıp çalışmalarını inceliyor ve çocuklara geri bildirim veriyordum.

 

İçlerinden birinin çalışması hemen dikkatimi çekti. Çocuklardan biri bütün hayvanları doğru gruplandırmış ama sadece ‘timsahı’ havada yaşayan hayvanlar grubuna koymuştu. Çalışmanın geri kalanına ve çocuğun öncesinde yaptığı yorumlara bakılırsa bu “hatayı” yapmaması gerekiyordu. Tam olaya müdahale edip ona timsahların havada yaşamadığını “öğretecektim” ki içimden bir ses beni dürttü; “Düzeltme süpermen, önce bir dinle!”. Aramızda geçen konuşmayı kısaca özetleyim:

“- …. sence timsah nerede yaşar?

– Nehirlerde yaşar öğretmenim…

– Bravo sana, çok güzel bir cevap. Ama burada timsahı havaya koyduğunu görüyorum. Timsah suda yaşıyorsa onu neden havaya koydun?

– Çünkü suda balık var.

– Efendim?

– Öğretmenim sen de hiç anlamıyorsun, timsahı suya koyarsam TİMSAH BALIĞI YER!”

 

Bu konuşma bir çocuğun dünyasının, düşünme biçimlerinin bizden her zaman çok daha farklı, yaratıcı ve uçsuz bucaksız olduğunun bir kanıtı olarak hafızamda yer etmiştir. Çocuklara kıyasla bizler çok daha kalıplaşmış ve önyargılı düşünüyoruz. O yüzden onları anlamak için çok fazla çaba göstermemiz gerekiyor. Biz yetişkinler olarak sadece yüzeydeki davranışı görüyoruz, ama çocukların iç sesini duyabilmek için kulaklarımızı sonuna kadar açarak dinlememiz gerekiyor.

 

Çevremdeki pek çok anne babada, hatta öğretmende gördüğüm şey ise şu:  Düzeltiyoruz! Çocukların bütün “hatalarını” yapar yapmaz, vakit kaybetmeden ve onları dinlemeden düzeltiyoruz. İçimizdeki “doğruyu öğretme” isteği çocuklarımızı bir türlü rahat bırakmıyor.

 

“Peki ne yapalım, doğruyu yanlışı öğretmeyelim mi?”. Önce bir duralım, derin nefes alalım, onları dinleyelim ve anlamaya çalışalım. Çocukların ihtiyacı olan şey, doğruyu anlatmamız değil keşfetmelerine yardımcı olmamız. Çünkü çocuklar en iyi kendi yaptıkları keşifler, yaşadıkları anlamlı deneyimler sonucunda öğrenir. Bu yüzden:

  • Çocuklara doğruyu keşfetmeleri için zaman tanıyın – onların bizim kadar acelesi olmadığına emin olabilirsiniz-.
  • Onları can kulağı ile dinleyin ve ne demek istediklerini anlamaya çalışın.
  • Davranışlarını gözlemleyin, onları anlayabilmek için sadece söylediklerini dinlemek yetmez.
  • Çocuğunuzun davranışları, düşünceleri, söyledikleri ile ilgili bir yorum yapmadan önce yargılayıcı olmamak için iki kere düşünün.
  • Onların doğruyu, yanlışı, ve daha fazlasını keşfedecekleri ortamlar yaratın.
  • Belki de en önemlisi denemelerine, keşfetmelerine, hata yapmalarına ve hatalarından öğrenmelerine fırsat tanıyın…

Senem Han Uysal

Bir cevap yazın

KAPAT